Turkish | Global Voices | Canada
0. Let’s Start With You - Ipek Isler
Bize biraz kendinden bahseder misin? Bugün ne yapıyorsun, kariyerini nasıl tanımlarsın? Seni bugünkü noktaya getiren yolculuğu 2-3 kırılma anıyla nasıl özetlersin?
Ben 10 yılı aşkın süredir pazarlama tarafındayım. Türkiye’nin en iyi reklam ajanslarında da çalıştım, Unilever, TikTok gibi global markalarda da. Influencer marketing, sosyal medya, genel çatı brand management pazarlamanın her alanında deneyim kazandım.
Türkiye’de bir deyim vardır ya, ‘’her masada varım’’ işte o bendim. Bitmeyen bir enerji ile pazarlama ve reklam tarafında her şeyi yaptım. Şimdi hem US pazarında yer alan bir skincare markasında Marketing Director olarak çalışıyorum, hem de AI Marketing Tool’u AEO Vision’ın Founder & CEO’su olarak çalışıyorum.
Beni bugünkü noktaya getiren şey konusu bence bir tartışma yaratabilir kuşaklararası. :) Y kuşağı olarak her zaman bizden beklenenin daha fazlasını yapmak için çabaladık bence. O yüzde çalıştığım markanın o an ihtiyacı hızlı bir tasarımsa onu da yapardım, gazeteci network’ü ise o bağlantıyı da sağlardım. Bugün Kanada’da olmamı sağlayanın da bu olduğunu düşünüyorum. Bence esnek olabilmek önemli. Bir kampanyayı örerken disiplinler arası bağlantı kurman gerekiyor. Sadece sosyal medyada bunu yaparız değil, community’i de build etmen o community için doğru isimleri düşünmen, doğru marka partner’lıkları kurman gerekiyor. Bazen de zevk için satışları 5x artıracak büyük kampanyayı ben buldum demek ayrı bir tatmin.
1. Journey & Migration Story
Türkiye’de başlayan kariyer yolculuğun, bugün seni Kanada’da kendi girişimini kuran bir noktaya getirdi. Bu geçişin arkasındaki en kritik kırılma anı neydi? Kanada’ya taşınma kararını verirken seni en çok zorlayan ve en çok motive eden faktörler nelerdi? Yeni bir ülkede kariyer inşa ederken “beklediğin” ile “gerçekleşen” arasındaki en büyük fark ne oldu?
Türkiye’deyken TikTok’ta çalışıyordum, 2024’ün sonuydu ve ChatGPT gibi AI Asistan’ları geleceği noktayı çok açık bir şekilde görebiliyordum. Burada markaların görünür olması lazım, bunu sağlayacak şirketi kurucam dediğim zaman kimse çok umursamıyordu açıkçası. 2025’in başında Kanada’ya taşınınca tüm satın alma kararlarımı AI Asistan’ların önerileriyle aldım. Bu benim için kırılma anıydı. Burada bir fırsat var ve ben bunu erken fark ettim şimdi bu işe girişmem lazım diye düşündüm.
Ama şöyle bir gerçek var. Hayatımız boyunca bir ülkede okul okuyoruz, o ülkede bir network inşaa ediyoruz, iyi markalarda çalışıyoruz ve artık o ülke için değerli bir insan oluyoruz. Ama global’de bunun karşılığı var mı? Üzgünüm ama hayır yok.
Bu nedenle çok fazla insan geri dönüyor. Çünkü bir hayat inşa etmek sadece local inşa etmek demek değil.
Kanada’ya taşındıktan sonra hem Türk, hem de Kanada gruplarında aktif bir şekilde network inşa etmeye çalıştım. Kuzey Amerika’nın en büyük business incubator’ı DMZ tarafından seçildik. Beni istediğim topluluklara ve yatırımcı gruplarına soktular. Monday Girl’ün member’ı oldum, community içinde birçok güçlü kadınla tanıştım ve birbirimizin business’larını destekliyoruz. Birçok kişi burada master yapıyor, çünkü global’de yaşadığın ülkede okul okumuş olmana değer veriyorlar.
İşin özü yurt dışında bir hayat inşa etmenin bolca emek, zaman gerektirdiğine inanıyorum.
Kendi şirketimi kurdum ve büyütüyorum ama bir yandan da neredeyse 1.5 yıldır Marketing Director olarak full time Phoilex markası için çalışıyorum. Bu marka da güçlü bir kadın girişimci tarafından kuruldu ve şirket sahibi her gün benim ilham kaynağım diyebilirim. Kadınların birbirini her alanda support etmesine aşığım. O tarafta da güçlü bir marka inşa ediyoruz founder Sarina ile birlikte.
2. Building a Career Across Markets
Türkiye’de global markalarla çalıştın, TikTok, Delivery Hero, Netflix gibi global yapılarda görev aldın. Farklı pazarlarda marketing yapmanın en temel farkları neler? Global şirketlerde çalışmak sana ne öğretti, ama aynı zamanda seni ne konuda sınırladı? Bugün geriye dönüp baktığında, kariyerinde “iyi ki yapmışım” dediğin bir risk neydi?
Dünyada pazarlama bölgeden bölgeye değişebilir. Türkiye’de daha ekonomi üzerinden iletişim yaparken, globalde daha bilinçli bir tüketiciye iletişim yapıyorsun. Ama dünyada asla değişmeyen şey topluluk inşa etmenin önemi. Ürününün ne olduğunun, pazarının ne olduğunun hiçbir önemi yok. Topluluk inşa etmen ve satış yapacağın kitleye bir aidiyet duygusu vermen gerekiyor. TikTok bence bu konuda muhteşem bir okul oldu benim için.
Unilever’de çalışırken Magnum markasından sorumluydum ve Cannes Film Festivali’nde birkaç yıl üst üste çalıştım. Bu da aslında event management, influencer & celebrity yönetimi konusunda iyi bir global tecrübe sağladı diyebilirim.
‘’İyi ki yapmışım’’ dediğim risk… Yeni bir ülkeye taşındığında o ülkeye adapte olmaya focus olursun. Ben full time işimin yanıt sıra bir şirket kurdum. Aynı anda ülkeye adapte olmaya çalıştım. Aynı zamanda 2.5 yaşındaki kızıma iyi bir anne olmaya çalıştım. Ve network’ümü geliştirmeye çalıştım. Bu riskten de öteydi. Bütün arkadaşlarım bunu kendine yapma derken ben hala iyi ki yapmışım ve iyi ki yapıyorum diyorum.
3. From Corporate to Founder
Kurumsal tarafta güçlü bir kariyerin varken girişimci olmaya karar verdin. Bu karar daha çok bir fırsat mıydı yoksa bir zorunluluk mu? AEO Vision fikri nasıl ortaya çıktı? Spesifik olarak hangi problemi çözmek için yola çıktın? Co-founder olarak ilk 6 ayda seni en çok zorlayan konu ne oldu: ürün, ekip, yoksa positioning?
Bu bir fırsattı ve fırsatların bir deadline’ı vardır. Maalesef ki günümüzde hızlı olmak zorundasın. O yüzden bu fırsatı değerlendirdiğimi düşünüyorum. Ama bir yandan da yeni bir ülkeye taşındığında, özellikle çocuğun varsa her şeyi risk edemiyorsun. O yüzden full time işimi de bırakmak istemedim. Benim en büyük şansım, hem çalıştığım markayı, markanın ideolojisini, hem de kurucusunu çok seviyorum. O yüzden işim bana bir yük gibi gelmedi hiçbir zaman.
AEO Vision fikri nasıl ortaya çıktı? Bugün herkes satın alma kararını ChatGPT gibi LLM’ler üzerinden alıyor, ve tavsiye alırken yanıtlarda senin markan yoksa bu direkt müşteri kaybı demek. AEO Vision, markaların LLM’lerde görünür olmasını sağlıyor. Böylece hem Google, hem LLM trafikleri artıyor ve doğal olarak satışlarını artırıyorlar. Bu digital’de güçlü olmayı gerektiriyor bu noktada da AI agent’lar ile markaların marketing süreçlerini kolaylaştırıyoruz.
İlk 6 ayda beni zorlayan bootstrap ilerliyor olmaktı. Kanada’da 0’dan bir hayat kurarken, bir yandan da şirketi mali olarak desteklemem gerekiyordu. Müşteri portföyümüzü artırdıkça bu durum bizim için daha kolay manage edilebilir oldu.
Tabii bu yolculukta yalnız değildim ortağım Metehan Yeşilyurt’la birlikte bu şirketi kurduk ve büyüttük. Kendisi AI Search alanında inanılmaz değerli çalışmalar yapmış, Microsoft, Semrush ve daha birçok global platformda adından sıkça bahsettirmiş biri. Birlikte çalıştığımız her markada gerçekten onun sihirli dokunuşu var. Sitesini yeni açmış markalarda bile büyük bir trafik ve satış yaratabiliyor.
AEO Vision tool’u içerisinde pazarlama ekipleri markalarını ve rakiplerini yakından takip edip, hızlı bir şekilde karşı aksiyon alabiliyor. Tool’un iyi olması için gerçekten çok emek verdik. Kanada’da Women Innovation Summit’te 200+ şirket arasında Top 25 şirket arasında yer aldık. Tool’un kullanım kolaylığı ve sağladığı benefit’ler oldukça ilgi gördü diyebilirim.
4. Market Insights & Reality Check
Markalar için aynı zamanda bir reputation management bu aslında. Kanada’ya ilk taşındığımda doğru yumurta markasını seçmeye çalışıyordum ve ChatGPT sorduğum bir marka için dedi ki ‘’bir kullanıcı x yılında bu markanın kafes üretimi yaptığına dair bir video paylaşmış’’ tabii ki direkt o yumurtayı bıraktım ve bütün çevreme de o yumurtayı almamasını söyledim.
Türkiye’de çalışma yaptığımız bir alkol markasında da buna benzer bir sorun vardı. ChatGPT o marka için, içimi ağır, yemeğin yanına eşlik için kötü bir seçenek, kullanıcılar x,y,z gibi negatif yorumlar yapıyor diye yazıyordu.
Markaların bunu yönetebilmesi için de AEO Vision gibi tool’ları kullanıyor olması ve danışmanlık alması gerekiyor.
5. Working Culture & Life in Canada
Kanada’da bir Türk profesyonel/girişimci olmanın avantajları ve dezavantajları neler? Kanada’daki iş yapış şekli ile Türkiye arasındaki en belirgin farklar neler? Global bir ekip yönetmek sana ne öğretti?
Kanada’da herkes iş alanı kadar iş yapar. Geniş çerçevede düşünmezler. Pratik bakış açıları yoktur. Kimse elini taşın altına koymaz ve iş süreçleri çok yavaştır. Kimsenin de acelesi yoktur. Biz Türkler olarak böyle olmadığımız için bence çalıştığımız şirketlerde gerçek bir değer yaratabiliyoruz.
Geçtiğimiz günlerde globalde çalışan beyaz yaka türklerle ilgili bir rapor yayınlandı. Tam kaynağını hatırlamıyorum ama şöyle bir madde vardı. Türkler yöneticileriyle çok fazla tartışmaya girmiyor, ancak globaldeki kültür böyle değil. Buna kesinlikle katılıyorum.
Burada yöneticiler birlikte çalıştıkları kişinin, eğer karşıt görüşe sahipse fikrini savunmasını ister. Çünkü işlerinde iyi oldukları için o işe alınmışlardır.
Türkiye’de çok fazla yöneticilerimizi sorgulayamazdık, bundan rahatsızlık duyulurdu. Burada asla öyle değil. Karşı çıktığım her görüşte çok fazla desteklendim ve gerçekten tartışma imkanı bulduğum için de her konu oldukça öğretici oldu ya benim için ya da karşı taraf için. Günün sonunda hepimiz aynı şirket için çalışıyoruz.
Kanada’da yaşamla ilgili seni en çok şaşırtan şey ne oldu?
En çok şaşırdığım şey her şeyin bireyden bekleniyor olması oldu. Vergi beyanını kendin yapıyorsun. Sağlık sisteminde de çoğu zaman kendi kendinin doktoru olmak zorundasın; takip etmek, araştırmak ve aksiyon almak tamamen sana kalıyor.
Bankacılık sistemi de beni gerçekten şaşırtan bir diğer konu. Bazen yaptığım bir ödemenin hesapta görünmesi 3–4 gün sürebiliyor. Hesabındaki paraya anlık olarak güvenemiyorsun çünkü otomatik ödemeler çekilmiş olabilir ama bunu görmek için günlerce beklemen gerekiyor. Hafta sonu banka uygulamaları bile bazen düzgün çalışmıyor, sanki onlar da hafta sonu tatiline giriyor.
Şirket kültüründe de farklılıklar var. Örneğin öğle yemeği desteği yok. Türkiye’deki Ticket gibi sistemler yok, insanlar genelde yemeklerini evde yapıp getiriyor ve öğle arası genellikle sadece 30 dakika.
Bir de günlük hayattaki bazı deneyimler gerçekten UX açısından oldukça geride kalmış hissi veriyor. Ürün paketlemelerinden bankacılık deneyimine kadar bunu hissediyorsun. Bir gün cüzdanım yanımda değildi ve ATM’den para çekmem gerekiyordu. Telefonumla çekmeye çalıştım ama olmadı. Bankaya gidip “QR ile çekme gibi bir seçenek yok mu?” diye sordum. Bankacı bunu arkadaşlarına anlattı ve birkaç dakika güldüler.
Bu noktada Türkiye’nin bazı alanlarda gerçekten çok ileride olduğunu düşünüyorum. Özellikle sağlık, bankacılık ve teknoloji tarafında.
6. Rapid Fire
En çok sevdiğin 3 şey ne?
Birincisi kesinlikle doğa. Şehrin içinde bile doğayla bu kadar iç içe olmak çok güzel. İkincisi çok kültürlü bir ortamda yaşamak. Gün içinde farklı ülkelerden insanlarla çalışıyorsun ve bu gerçekten ufuk açıcı oluyor. Üçüncüsü ise insanların genel olarak birbirine saygılı olması. Kamusal alanda bile bunu hissediyorsun.
Zorlandığın ya da alışmakta en çok zorlandığın şeyler neler oldu?
En zor kısmı aslında her şeyi yeniden kurmak oldu. Türkiye’de yıllar içinde kurduğun bir network ve sistem oluyor. Yeni bir ülkeye geldiğinde o sistem bir anda sıfırlanıyor. Bir de 6 ay süren kışa alışmak kolay değil. Özellikle küçük bir çocukla hayat planlamak bazen zorlayıcı olabiliyor.
Kanada’da kariyer yapmak isteyen biri için en kritik 3 gerçek ne?
Birincisi network gerçekten çok önemli. Sadece CV göndermek çoğu zaman yeterli olmuyor. İnsanlarla tanışmak, community’lere girmek ve görünür olmak gerekiyor. İkincisi sabırlı olmak gerekiyor. Kanada’da süreçler genelde oldukça yavaş ilerliyor ve ilk fırsat her zaman hayalindeki iş olmayabiliyor. Üçüncüsü ise burada eğitim almanın ciddi bir avantaj sağladığını düşünüyorum. Kanada’da okumuş olmak birçok kapıyı daha hızlı açabiliyor ve profesyonel çevreye dahil olmayı kolaylaştırabiliyor.